Sessizlik Kulesi (Dakhme), Yezd

Sessizlik Kulesi, genellikle dağların tepesine ya da yerleşim yerlerinden uzak bir yere inşa edilir. Sağlam taşlardan yapılmış yuvarlak bir yapıdır.  Bir suru andırır. Ortasında yaklaşık 90 metre çevresi olan bir dairesel platform, büyük taş bloklarla döşenmiş, iyice betonlanmış ve Zerdüşt dininin temel üçlemesi “İyi Düşünce, İyi Söz ve İyi Davranış’a” karşılık verir bir şekilde üç sıraya bölünmüştür.

İlk sıra erkek cesetler için, ikinci sıra kadın cesetler için, üçüncü sıra çocuklar için yapılmıştır. Yaklaşık 4 metre çevreli ve derin olan bir kuyu vardır sessizlik kulesinde. Bu kuyunun kenarları ve tabanı taş plaklarla döşenmiştir ve kuru kemiklerin konulması için kullanılır. Bir ya da iki saat içinde cesedin etleri akbabalar tarafından bitirilmiş olur. İskelet tropikal güneş ısısının etkisiyle tamamen kuruduğunda, kireç ve fosfordan oluşan toza dönüşür ve sonra da bu kuyuya atılır. Böylece zengin ve fakir ölümden sonra aynı yerde buluşur.

Kuyunun iç tarafında, yağmur sularının, kulenin zeminindeki 4 toprak altı kanalına taşındığı delikler vardır. Bu kanallar, dipleri kalın bir tabaka kum ile örtülmüş 4 toprak altı kuyusu ile birleşir. Zaman zaman yenilenen kanalların her birinin sonuna, mangal kömürü ve kum taşı yerleştirilir. Bu filtreler, yağmur suyunun toprağa karışmadan önce kemikler üzerinden geçerken arındırılması için yapılmıştır.

Eğer ölüm gecenin başlangıcında olursa, ölü ertesi sabah Dakhme’ye götürülür. Eğer ölüm gecenin sonunda ya da sabah erkenden olursa, gece götürülür.

Kaza sonucu ölüm halinde ise ölünün daha uzun bir süre kalmasına izin verilir.

Ölünün Sessizlik Kulesi’ne götürülme zamanından yaklaşık bir saat önce, bembeyaz elbiseli iki Nasasa yani ölü taşıyıcılar eve gelir. Vücutlarının her tarafı iyice örtülüdür, elleri de Dastana ile yani bir çeşit el örtüsü ile örtülüdür. Vücutlarının tek örtülmemiş yeri yüzleridir. Aralarında Paiwand’ı tutarak eve gelir ve ölünün taşınacağı Gehan adı verilen demir bir tabut taşırlar. Ağacın gözenekli oluşu ve bu yüzden bulaşıcı mikropları taşıması olasılığından dolayı  ölüm törenlerinde kullanılması kesinlikle yasaklanmıştır.

Ölünün tek bir kişi tarafından taşınabilecek kadar küçük olması halinde dahi, ölü taşıyıcılar en az iki kişi olmalıdır. Ölünün tek bir kişi tarafından taşınması kesinlikle yasaklanmıştır. Ölenin ağırlığına göre 2, 4, 6 ya da herhangi bir çift sayıda kişi tarafından taşınmalıdır.

Daha Fazla Okuyun: Kültürel Zenginliğin Merkezi: İsfahan

Zerdüştlerin Ölülerini Gömme Ritüelleri

Zerdüşt inancına göre yeryüzünün ve toprağın temiz kalabilmesi için ölü bedenlerini gömmek ya da yakmak yerine kulelerde vahşi hayvanların yemelerine terk etmek gerekir. Bunun için Zerdüştler şehirlerin dışında büyük kuleler kurmuş ve ölülerini buraya bırakmışlardır. Bırakılan ölünün başında bir rahip bekler ve vahşi hayvanların ölen kişinin hangi gözünü daha önce yiyeceğini gözlerdi. Sağ gözün önce yenilmesi ruhun iyi bir geleceğe kavuşması, sol gözün önce yenilmesi ise azap görmesi anlamına gelirdi. 1960 yılından beri Zerdüştler artık ölülerini mezarlarda gömüyorlar.

Törenlerin uygulandığı dönemde ölüler buraya “nasellar” denilen görevliler tarafından taşınır, başka kimse bu bölgeye giremezmiş. Görevli, kulelerin iç kısmına girmeden önce kule duvarlarındaki küçük bir delikten içeriyi gözleyerek yırtıcı kuşların olup olmadığını kontrol eder, ondan sonra içeri girermiş. Ölü duvar dibine yatırılır, doğaya terk edilirmiş. Kulenin içindeki yuvarlak avlu üç halkaya bölünmüş. Erkekler avludaki en dış halkaya, kadınlar orta halkaya, çocuklar ise en içe yatırılır ve kule sessizliğiyle baş başa bırakılırmış.

Cevaplayın